7 Ağustos 2014 Perşembe

En sinir olduğum şey şu : " cevap vermeyeyim de istemediğimi anlasın"

bu atarlı insanlara acayip ayar oluyorum ben. Cevap vermeyince, nasıl bir karizma yaratıyorsun? ha bu güruh  "peki"  diyip kesitirp atanlarla aynı güruh. ya da belki bi büyüğü. XL modeli.
Bazen diyorum ki, belki cidden konuşmak istemiyordur da ondan cevap vermiyordur hani..Ama yok, cevap vermeyen canlıların o tür bir karizması da aklı da yok bence. Herkes salak bi ben akıllıyım tribine de girmek istemem zaman zaman ama, cidden benimle konuşmak istenmeyecek şekli hissiyatında değiller.

Bildiğin karizma yapıyorlar işte. Gösterip elletmemek kuralına istinaden günün karizmasını nasıl yaratırım kafasında bir cevapsızlık hali bu.

Halbuki, içindeki tüm çirkefliği dökse, şişkinliği geçeçek insanın. bu lüksü tatmadan öyle kasıntı kasıntı cevap vermemek neyin nesidir,hiç anlamıyorum.

SIKILDIM


21 Temmuz 2014 Pazartesi

Bu aralar ben?

Bugünlerde ben;

Kendimi keşfetme peşindeyim..Eskisi kadar yormuyorum insanlığa kafamı.. yüzeyselleşmenin keyfindeyim..

Çoğu zaman izliyorum, kimbilir belki de ders çıkarıyorum, öğretiler belirliyorum.

Aşık olmuyorum uzun zamandır.. Ne kalbim acıyor, ne de acıtıyorum..Bana olanlara ise şaşırıyorum. Niye ki?

Genç olmayı özlüyorum..

Çok çalışıyorum ama iyi etmiyorum, biliyorum. Kaybediyorum, kaçıp gidiyor bir şeyler ama tutamıyorum.

Belki de tutunamıyorum.

Tutunmak da istemiyorum çoğu zaman.

                                     
Bir şey beğenmiyorum, istemiyorum, imrenmiyorum.

Yoruluyorum ama çok yoruluyorum...

Çok fikir değiştiriyorum, sanki bir şeyler arıyorum, ama aramadığımı da biliyorum.

Umutsuzum.

Mutsuz değilim ama mutlu da değilim.

Yeni yerler görmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki...

Konuşmuyorum, anlatmıyorum. Bazen dinliyorum, bazen dinlememek için ölü taklidi yapıyorum, kandırıyorum. Aslında kandırmıyorum.

Kendi kendime mutluyum diye kendimi kandırıyorum.

Çocukları daha çok seviyorum, ama hala çocuk sahibi olmak istemiyorum.

Korkacak şeylerim çok azaldı..

Boş vakit yaratıyorum, yarattığım boş vakti nasıl dolduracağımı bilemeden vaktim doluyor.

Karpuz yemeyi özledim.

Susuyorum.

Neye ihtiyacım var hiç bilmiyorum....




30 Ocak 2014 Perşembe

Sus-MA!

beynimden o kadar cümle geçiyor ki bazen, söyleyecek o kadar çok şeyim oluyor ki.. susmak benim için en zor şeylerden biri oluyor çoğu zaman. susarak anlatmaya çalışmanın içinde boğuluyorum. susmayı anlamak beni hiç çıkışı olmayan bir labirentin içine hapsetmek gibi bir şey. Çünkü hep suskunlukları farklı anlıyorum. Bende susmanın bir anlamı yok. Çoğu zaman grisi yok ki hayatın. Var ya da yok ile kalmalı bir şeyler. Söylenilmeli akla geleni.. Özgürlük uğruna binlerce savaş verilmiş insanlık tarihinde, konuşma özgürlüğü neden bile bile kendi elimizden alınsın?


Konuş, söyle. İyi ya da kötü. Bileyim ben, öğreneyim. Sonrasını bana bırak yorumlayayım ama sessizliği yorumlamayayım. Sen söyle ki bende söyleyebileyim kafamdakileri. Yoksa suskunluğa konuşan Don Kişot olamam ben. Suskunluk karşısında kim zafer kazanmış, nacizane ben kazanayım.
Şimdi Susma zamanı değil!