15 Nisan 2019 Pazartesi

insanların kendi hatalarını kabul etmesi zor oluyor. 
bazen gerçeği, doğruyu ya da yapılması gerekeni göre göre hatayı yapmaya meyilli insan. çünkü defolu bir canlı o da. 
o zamana kadar oluşturduğu karakteri, doğruları, gerçekleri, vazgeçilmezleri yıkılmaya başladığında, kendinle bu kadar çeliştiğini gördüğünde, işte o an başlıyor bu nefret duygusu.

psikoloji der ki : önce kendini sevmeli, önce kendini affetmelisin. işte en zor olanı bu oluyor. egoları yüksek insanlar, bencil insanlar, gerçeklerden korkan insanlar bu duygudan bihaberler. çünkü onlara göre kendileri hariç herkes hatalı, her şey yanlış ya da eksik. cehalet mutluluktur, unutmayın.

kendinden nefret etmeye başladığın an, her şeyin çözülmeye ve dibe çöküşün hızlanmaya başladığı an gelmiş oluyor. kendini affedememek en zor olanı maalesef. o zamana kadarki tüm doğrularınla benliğine yabancılaşmaya başlıyorsun ve hem olayın duygusal acısı hem de kendinle olan çelişkilerin, o duyguyu daha da körüklemeye başlıyor.

birçok insan kendinden nefret ediyor aslında. sadece bunu görebilenler, yaşayabilenler, itiraf edebilenler var.. çoğu kişi ise bu güçlü duyguyu başkalarına yönelterek alıyorlar intikamlarını. ya da aldıklarını sanıyorlar. Zaten birçoğumuz sanrılaştırdığımız hayatları yaşamıyor muyuz? -mış gibi yapıp günü kurtarmıyor muyuz? 

bu duygudan nasıl kurtulunur bilemiyorum. kendiyle barışık yaşayan ben, en büyük gücü kendine olan inancı olan ben için öyle yabancı bir duygu ki bu.
şu aralar nefretin en büyüğünü yaşıyorum kendime ve kendimi nasıl affedip yoluma devam edeceğimi bilemiyorum.

11 Nisan 2019 Perşembe

Ben bilmiyorum

geçenlerde biri sordu bana :  "seni ne mutlu eder diye? "

gözlerim açıldı bir an, sonra kapandı. sustum, bir şeyler yazmak istedim.  dizi seyretmek yazdım, sildim.  dondurma yazdım. yine sildim.
hiçbir şey yazamadım.
hiçbir şey söyleyemedim.

bilmiyorum dedim.  beni ne mutlu eder bilmiyorum.

"en son kim seni mutlu etti" diye sordu. yine düşündüm. yine cevap veremedim. annem olabilir mi diye düşündüm. hani en çıkmazlarda sarıldığımız en vazgeçilmez insan. ama onun bana söyledikleriyle mutlu olmuyorum ki ben yine..

"kiminle mutlu oluyorsun" diye sordu. kiminle mi? biri ile mutlu mu olunuyor?  ben hiç birinin varlığıyla mutlu olmadım ki. yanımda olmasından mutlu olmadım, onu düşündüğüm için mutlu olmadım, beni önemsediği için mutlu olmadım. ya da sadece ismini telefonumda gördüğüm için mutlu olmadım. kimse için mutluluk sebebi yaratmadım ki.

mutluluk nedir bilmiyorum ben. .bilmediğim şeyi de yaşıyorsam da onu hissedemiyorum.

ne olduğunu bilip, methiyeler düzenler; ya da kısacık bir kelime ile anlatabilenler...sebep bile olmadan hissedenler..
şanslısınız.

hissetmek ve anlamak bir yana, ne olduğunu bilmeyenler de var bu dünyada..

19 Şubat 2019 Salı


Kalp ağrısı özür dileyerek geçecek türden değil maalesef. Keşke olsaydı..
Keşke birini hayal kırıklığına uğrattığımız için özür dileyebilseydik. Özür dileyip tüm yaşanılanları unutturabilseydik. Keşke, hayatı, o dört harf  kadar hafifletebilseydik.

Acıtmalar acıtıldığı kadar kısa sürede iyileştirilebilseydi keşke değil mi? Birinden vazgeçmek için milyonalrca sebep varken, kalmak için tek bir sebep bulabilseydik hayatta. KEşke birini o kadar çok sevebilseydik. Sevdiğimizi sanmak yerine...



Her şeyi doğru sandığınız bir anda, her şeyin yanlışını görüyorsunuz ya, işte o anda sadece özür diyerek çekilebilsek keşke hayattan bir kenara.

Hayat özürlerden ve keşkelerden daha derin ama. Bir gün o derinlikte buluşabilmek dileğiyle..