24 Temmuz 2018 Salı


Evet.
Kızgınım son günlerde.
Kime ya da neden olduğunu umursamaksızın kızgınım hem de.
Sadece kızgın olmak istediğim için belki de. Belki de sadece kendi ruhumu yormak için, belki de tam aksi..belki sadece ruhumu temizlemeye çalışıyorum.
Hayatın kirlerinden arınmaya çalışıyorum. Cesaretin izlerini silmeye çalışıyorum. Güneşin doğduğu andan sonra umut ederek heveslendirdiğim ruhumu dinlendiriyorum.
Sadece kızıyorum.
Ateşin hiç hissedilmeyen soğukluğu kadar kızıyorum.
Sana..
Ona..
Zamansız çalan kapının zilindeki tınıya bile kızgınım.
Saçlarımda erkenden çıkan onlarca beyaz saç teline kızgınım.
Neden diye sormadan, kim diye sormadan..
Ama diye başlayan cümlelerin aslında bana hayal kurdurduğunu bilmeye kızgınım.
Evet.
Sadece kızgın olmak istediğimden kızgınım bu sefer. Başlangıcını bilmediğim halde sonundan başlayan filmin acı son ile bitmesine kızgınım.
En sevmediğim sesin keman sesi olduğunu size söylemediğime kızgınım.
Kahveyi acı sevdiğim için dilimde bıraktığı o anlamsız tada bile kızgınım biliyor musunuz.
Bilmediğinizi biliyorum.
Bilmediğiniz için geçip gittiğinizi de biliyorum.
Geçip gittiğiniz için kalan can acılarını önemsemediğinizi de..
Önemsemiyorsunuz diye daha da mutlu olduğunuzu da biliyorum.
Evet.
Siz mutlusunuz.
Ben kızgınım.
Nedeni olmaksızın kızgınım.
Simsiyahlığın aslında masum bir beyaz olacağını düşünebildiğim için kızgınım.
Belki de
Hayattaki en kolay şeyin mutlu olmak olduğunu sanmaktan kızgınım.


Suskunlukla kızıyorum sadece. Belki de kızgınlığımla susuyorumdur.
Sonsuz karanlıkla
Kızıyorumdur.