Evet.
Kızgınım son günlerde.
Kime ya da neden olduğunu umursamaksızın kızgınım hem de.
Sadece kızgın olmak istediğim için belki de. Belki de sadece
kendi ruhumu yormak için, belki de tam aksi..belki sadece ruhumu temizlemeye
çalışıyorum.
Hayatın kirlerinden arınmaya çalışıyorum. Cesaretin izlerini
silmeye çalışıyorum. Güneşin doğduğu andan sonra umut ederek heveslendirdiğim
ruhumu dinlendiriyorum.
Sadece kızıyorum.
Ateşin hiç hissedilmeyen soğukluğu kadar kızıyorum.
Sana..
Ona..
Zamansız çalan kapının zilindeki tınıya bile kızgınım.
Saçlarımda erkenden çıkan onlarca beyaz saç teline kızgınım.
Neden diye sormadan, kim diye sormadan..
Ama diye başlayan cümlelerin aslında bana hayal kurdurduğunu
bilmeye kızgınım.
Evet.
Sadece kızgın olmak istediğimden kızgınım bu sefer.
Başlangıcını bilmediğim halde sonundan başlayan filmin acı son ile bitmesine
kızgınım.
En sevmediğim sesin keman sesi olduğunu size söylemediğime
kızgınım.
Kahveyi acı sevdiğim için dilimde bıraktığı o anlamsız tada
bile kızgınım biliyor musunuz.
Bilmediğinizi biliyorum.
Bilmediğiniz için geçip gittiğinizi de biliyorum.
Geçip gittiğiniz için kalan can acılarını önemsemediğinizi
de..
Önemsemiyorsunuz diye daha da mutlu olduğunuzu da biliyorum.
Evet.
Siz mutlusunuz.
Ben kızgınım.
Nedeni olmaksızın kızgınım.
Simsiyahlığın aslında masum bir beyaz olacağını
düşünebildiğim için kızgınım.
Belki de
Hayattaki en kolay şeyin mutlu olmak olduğunu sanmaktan
kızgınım.
Suskunlukla kızıyorum sadece. Belki de kızgınlığımla
susuyorumdur.
Sonsuz karanlıkla
Kızıyorumdur.
