Kıskanmak
bu duygunun amacı, sonucu kısmını yıllardır çözemiyorum. labirentteki çıkış kapısının yokluğu var içinde.
neden bu garip hırçınlığa ulaşıyor bir insan? manasız, anlamsız geliyor bana. bu duyguyu yaşadığım için hiçbir zaman mutlu olmadım, olamadım. nasıl olur ki insan, hiç bilemedim.
duygunun şiddeti varoluş sebeiyle doğru orantılı. hiç tanımadığım, yolda yürürken 3 adım ilerimde olan insan için yaşadım. bazen en yakınımda duran ve asla kaybetmeyeceğime emin olduğum annem için. bazen beyaz perdede görüntülenen hikayenin kahramanı için. bazen kulaklığımda çınlayan ses için. bana bağlayan sadece aşk denen duyguyu beslediğim adam için...bana muhtaç olan kedim için... bir zamanlar benim de içinde olduğum yaştaki güzel kız için.. benden hiç haberi olmayan ve asla olmayacak, elde edemeyeceğim platonikim için.
hep bir şeyler buldum bu duyguyu yaşamak için. hep yaşadığım anlarda anlamlandırmaya çalıştım. elle tutulur sebepler aradım. sebep aradım, bulamadım. kurtulmak istedim, yapamadım. yaşamak istedim, acıttım, acıdım. güçsüzleştim, şaşırttım, utandırdım...belki, kim bilir, nefret ettirttim...
geçmedim bu duygunun hissinden, hep sakladım. bazen kuruttum, susturdum. bazen çığlık çığlığa göstermesine izin verdim. hiç yönetmedim onu, yönettirdim. kazanmadım, kaybettim. öğrenemedim yaşadıklarımdan bir şeyler. bazen daha güçlü gözüktü gözüme, arkasına sığındım. kalesinde bir esir gibi kaldım. hep flu kaldı hayatımda. uzak gibi sinsica yaşadı beynimde. ne zaman beni yeneceğini bilemeyen bir düşman varlığıyla, korkusuyla yaşadım.
vazgeçemedim. arkamda bırakıp geçip gidemedim bu duygudan. mutsuzluğuna gömdüm kendimi, ağrıttım kalbimi bu duyguyla. bir bebek kadar...
yenildim bu duygunun gücü altında. sustum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder